Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Makale etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Öğrenilmiş Çaresizlik

Çoğumuz duymuşuzdur psikolojideki adını.Bendeki adı ise dibe vuruşun ayak sesidir öğrenilmiş  çaresizlik. Yaşadığımız sıkıntıların ,acıların geçici olmadığını,gitgide battığımızı,çaresiz kaldığımızı hissettiğimiz anda  duymaya başlarız o ayak seslerini.

Yalan Söyleyeni Nasıl Anlarız

İnsanın dilleriyle söyledikleri yalanı vücut dilleri ortaya çıkarırmış.Nasıl mı? İşte size karşımızdaki kişinin yalan söyleyip söylemediğini gösteren ipuçları : 1. Kişiler yalan söylerken ellerini yüzlerine ve yüz çevrelerine götürürlermiş.Örneğin saçla oynamak,çeneyi tutmak,yanağı ovuşturmak,dudaklara bastırmak vb. Ama en çok yapılanı ağzı örtmek ve burun ve çevresine eli değdirmekmiş. 2. Normal şartlarda el hareketlerini ifademizi güçlendirmek için kullanırız.Yalan söyleyen kişiler, söylediklerinin doğru olmadığından olsa gerek, el hareketlerini kısıtlı kullanırlar bazen de hiç kullanmayıp ellerini ceplerine sokarlar ya da bir elleri ile diğerini tutarlarmış. 3.Yalan söyleyenler el hareketlerini kısıtlı yapmalarına karşı, ellerini silkme biçiminde hafifçe sallama isteği duyarlarmış.Böyle yapma isteğinin sebebi ise sorumluluğun kendilerine ait olmadığını kanıtlamaya çalışmakmış 4.Yalan söyleyen kişiler oturuyorsa sık sık pozisyon değiştirmek ihtiyacı duyarlarmış.Özellikle yal...

Beynimizin Gücü

Farkında mıyız acaba, ne büyük bir armağanla,ne büyük bir güçle doğmuşuz! Bir çoğumuz onun nasıl çalıştığı hakkında bilgi sahibi bile değiliz.Fakat bir bilsek beynimizi kullanarak neler yapabileceğimizi aklımız şaşar çünkü beynimizin kapasitesi hemen hemen ölçülmeyecek kadar derindir. Beynimiz verilen komutlarla çalışır.Saniyede 30 milyar bit bilgi işleyebilmektedir.Bu da 6000 millik tel ve kablo demektir.İnsan sinir sisteminde tam 28 milyar nöron vardır.Bunlar uyarıları geçirmek için tasarımlanmış sinir hücreleridir.Nöronlar hem bağımsız çalışır hem de 100.000 millik sinir lifleri şebekesi aracılığıyla da birbirleriyle de iletişimde bulunurlar.Bir nöronun reaksiyonu göz kırpma süremizin onda birinden bile az bir zamanda diğer binlerce nörona ulaşmaktadır.Nöronlar olmasa sinir sistemimiz  duyularımızdan gelen enformasyonu yorumlayamaz,beyne iletemez,ne yapılacağı konusunda beynin emirlerini de uygulayamazdı.Bu nöronların her biri minicik ,kendi başına bir bilgisayardır ve kapasit...

Hayat ve Amaç

İster genç ister yaşlı olalım, her sabah bizi yataktan istekle kaldıracak mutlaka bir sebebimiz olmalı.Amaçlar koymalıyız hayatımıza.Tek bir amacımızın olması da yetmez.Çünkü o amaca ulaştıktan sonra bir bakmışız boşluğa düşüp,hayatı anlamsız bulmaya başlamışız. Bu durumun en güzel örneği ömürlerini tek bir şeye adayan Apollo astronotlarının durumudur.Amaçlarına ulaştıklarında hayatlarında olmadıkları kadar mutlu oldular.Fakat dünyaya döndüklerinde aralarından depresyona girenler oldu.Yapmayı düşledikleri şeyi yapmışlardı.Artık amaç edindikleri hiç bir şey kalmamıştı.Düşünsenize, insan daha ne amaçlayabilir ki aya gittikten sonra. Hiçbirimizin aya gitmek gibi büyük bir amacı olmasına gerek yok.Aslında amaçlarımızın her zaman elle tutulur olması da şart değil. Çocukları sevindirelim mesela bir gün. Onların küçücük yüreklerindeki  sevinci görmek amacımız olsun.Ya da bir muhtaca yardım edelim başka bir gün.Yolda gördüğümüz bir engelliye destek olalım.Sokak hayvanlarını besleyelim...

Hiç Yaşamadan Ölmek

Küçükken büyümenin hayalini kurar,çocukluğumuzu gençliğimizi doyasıya yaşamak varken, bir an önce büyükler sınıfına girmenin hevesini taşırız içimizde. Zaman bir türlü geçmek bilmez, yeni yaşımızı dört gözle bekleriz büyümek için. Sanki hayat büyüyünce bütün güzellikleri önümüze sunacakmış gibi düşünürüz. Fakat durumun hiç de düşündüğümüz gibi olmadığını büyüyünce anlarız.Hele de orta yaşlara gelince arkasından koşsak da yetişemeyiz zamanın.Çocukluğumuzda kurduğumuz mutlu gelecek hayali artık gelecek kaygısı olmuştur bizler için.Sürekli bir koşuşturmaca içerisinde yarın için kafamızda planlar yaparken,  yine yaşayamayız yine kıymetini bilemeyiz bugünün.Hiç ölmeyecekmiş gibi, ama aslında yaşadığımızın bile farkına varamadan,ölümümüze koşarız günden güne.Ve gün gelir hiç yaşamamış gibi göçüp gideriz bu dünyadan çoğumuz. İşte bu yüzdendir ki, içinde bulunduğumuz her türlü kargaşadan,olumsuzluklardan kendimizi  soyutlamalı, soluklanmalıyız arada bir.Sağlığımızın,sahip oldukla...

Kadın olmak....

Hayata bir eksi ile başlamak, Az konuşup çok dinlemek, Dertlenip,dert edinip söyleyememek, Şiddet görse, acı çekse sonuna kadar sabretmek, Tacize uğrasa da suçlanmak,utanmak,sessiz kalmak, Hayata direnmek, Çocukları için her zorluğa göğüs germek, Kadın sevgi, kadın aşk, Kadın akıl,kadın mantık, Kadın hayat, Hayatın ta kendisi... Helen

Modern Hayat

İnsanların  yaşayabileceği en zengin duygu başka bir insanın hayatına yaptığı katkıyla oluşur. Bir başkasının iyiliği için harekete geçebiliyorsa insan, bu zengin duyguyu da hissediyor demektir. Ama maalesef günümüzde insanlar, iyilik yap denize at yerine, iyilikten maraz doğar sözünü benimsemiş.Bırakın karşılıksız iyilik yapmayı,karşılıksız menfaat sağlamak peşinde koşan  pek çok insan var.İşte bu sebepten bir tarafta açlıkla boğuşan kıt kanaat geçinen insanlar varken, diğer tarafta bir eli  yağda bir eli balda lüksün şatafatın gözlerini kör ettiği, çıkar ilişkisi yaşayan ve çocuklarını da kendileri gibi yetiştiren duyarsız insanlar gurubu mevcut. Yolda yanından geçen kapı komşusunu tanımayanımız, evinde yalnız başına sessizce ölüp giden ve günlerce cesedi  evinde kalan komşusundan bihaber olanlarımız var. Peki neden biz böyle olduk?   Bizzat yaşamasak bile gazetelerde, kimi zaman sosyal medya ve televizyonlarda o kadar çok olumsuzluklardan ,yanlışlık...

Çocuk Yetiştirme Sanatı

Bazı  anne ve babalar  vardır, çocuklarını sürekli şikayet edip dururlar.Çocukları okulda başarısız olduğunda, büyüyüp istedikleri yere gelemediğinde, istedikleri şartlarda yaşayamadıklarında hatayı kendilerinde aramazlar.Üstelik çocuklarını çok iyi büyüttüklerini böbürlenerek anlatırlar çevrelerine. Onlara göre bir çocuğa iyi bakmanın en önemli kriterleri; çocuğun fiziksel tüm ihtiyaçlarını karşılamak,dış etkilerden korumak,hasta olmamasını sağlamak, her istediğini yapmaktan geçer çünkü. Çocuğunun  çok pasif olduğundan,hep arkadaşlarının etkisi altında kaldığından yakınır mesela bir anne.Düşünmez ki o çocuğa evde hiç konuşma hakkı vermemiştir.Bir söz söyleyecek olsa çocuğuna sen anlamazsın, sen sus diyerek konuşmasına bile müsaade etmemiştir.Çocuk kendini, fikrini  ifade edemez hiç bir zaman.Sindirilmiştir.Böyle bir çocuğun okulda arkadaşlarının arasında,ya da büyüdüğünde girdiği ortamlarda kendine güvenen girişimci bir ruha sahip olması mümkün mü? Çocuğunun so...

BİYOLOJİK YAŞINIZI TAHMİN EDİN

Çevremizde aynı takvim yaşında olup da birbirinden çok farklı yaşlarda görünen insanlarla karşılaşmışızdır mutlaka. Bu fark kişilerin biyolojik yaşlarının farkından ortaya çıkmaktadır.Biyolojik yaş insanların organlarının yıpranma sürelerinin hesabıdır. Biyolojik yaşınız konusunda size fikir vermesi açısından işte size ipucu : TEPKİ KONTROLÜ Baş tarafı aşağıda olacak şekilde sarkıtılan 50 cm lik bir cetvelin 10 cm aşağısında tetikte bekleyelim. Cetvel bırakıldığında, eğer cetveli  20 cm de tutarsanız biyolojik yaşınız 20 25 cm de tutarsanız biyolojik yaşınız 30 35 cm de tutarsanız biyolojik yaşınız 40 45 cm de tutarsanız biyolojik yaşınız 60 yaşındasınız demektir. HAREKET KABİLİYETİ KONTROLÜ Ayakta durun ve dizlerinizi kırmadan ellerinizi avuçlarınızla yere değdirmeye çalışın. Düzgün bir şekilde değiyorsa biyolojik yaşınız 20-30 Parmak uçlarınız değiyorsa 40 Avuç içiniz alt uyluklarınıza kadar geliyorsa 50 Avuç içiniz dizlerinize kadar geliyorsa 60 yaşındasınız ...